Buradasınız : Anasayfa » Yazarlar » Nefati Kıylıoğlu » Sinir çalışma bozukluğu – Periferik Nöropati

Sinir çalışma bozukluğu – Periferik Nöropati

nefati_kiylioglu

-Son kez tedavi aldığım sırada başlamıştı doktor bey. Ayak altında başlayıp, sonra da ellerime geçmişti. Uyuşmadan bahsediyorum! Giderek arttı. Doktorum aldığım kemoterapi ilaçları ile ilişkili olduğunu söyledi. Sinirlerim etkilenmiş! Elektromyografi yaptırmam gerekiyormuş. Bu nedenle geldim. Korkuyorum, canımı yakar mı?

Sinir nedir? Nasıl çalışırlar?
Beyin ve omurilik sinir hücrelerinin ve onların uzantılarının bir araya gelmesinden oluşur. “Nöron” adı verilen sinir hücresi her türlü bilgiyi (ses, ışık, dokunma, ağrı vs…) taşır, tanır, yorumlar ve uygun yanıtın verilmesini sağlar. Bu işlem sırasında da sürekli ve yoğun desteğe ihtiyaç duyar. Destek veren hücreler de sinir hücreleridir ama farklı isimle glia adı ile isimlendirilirler. Bu hücreleri ve durumu basitçe ev içinde sınava çalışan öğrenciyi destekleyen anne-baba ve kardeşlere benzetilebiliriz. Ev içindeki herkes koşulsuz, sınava girecek olanın başarısı için çalışır. Sessizliği sağlar, meyve ya da su taşır, konuşur – sarılır ve stresi giderir, bazen de “ha gayret” diyerek uyandırır, canlandırır. Bu sayede birlikte çalışarak başarı yakalanır. Desteğin eksik olması ya da köstek olunması başarıyı azaltır.

Periferik sinir nedir? Farkı nedir?
Periferik sinir beyin ve omurilik dışına çıkan nöron ve glia hücresidir. Nöronun bilgiyi taşıması sırasında en önemli rol glia hücresine yani nöronu saran myelin kılıfa aittir. Bu yapı elektrik kablosu gibidir. Nöronun uzantısı etrafını glia hücresi sarar. Bir metrelik bir nöron uzantısının etrafında yaklaşık 10 bin tane glia hücresi bulunur. Omurilikte yerleşmiş nöronun yapısını basitçe yeşil soğan bitkisine benzetebiliriz. Beyaz kökleri ve toprak altındaki gövdesi ile dışarı uzanan yeşil sapları vardır. Sinirdeki fark nöronun çok sayıda değil de sadece bir yeşil uç yani bir sinir uzantısının olmasıdır. Omurilikte yerleşmiş nöronun bu uzantıları bir araya gelerek demetler yani periferik sinir dallarını oluşturur. Bu demet yapısı içine damarlar da katılarak sinirin her noktada oksijen ve besinle buluşması, enerji elde etmesi ve atıkların da uzaklaştırılmasını sağlar. Çalışan her yapı için bu bahsedilen süreçler vazgeçilmez nitelik taşır.

Bir periferik sinir nasıl hastalanır?
Nöron dediğimiz yapının bir gövdesi ve ona bağlı olan uzantısı, bu uzantıyı saran glia hücresi ile bu yapıların canlı kalabilmesi için oksijen ve enerji desteği sağlayan kan damarlarının uyumlu bir paket yapı olduğunu biliyoruz. Uyum içinde çalışan bu yapılar etkilendiğinde de sinirde hastalıklar görülür. Nöronun gövdesinden başlayalım. Burası uzantının başlangıç noktasıdır ve uzantı içinde kullanılan her türlü yapısal malzemenin üretildiği yerdir. Eğer üretim olmaz ya da bu üretim özel taşıyıcı yollar yolu ile nöron uzantının en uç noktasına kadar taşınamaz ise hem sinir gövdesi ve hem de sinir uzantısı yaşayamaz. Kanser tedavisi sırasında kullanılan ilaçlar nöron gövdesi ve de uzantısı için ölümcül olabilir.

Bir diğer etkilenme noktası glia hücresidir. Glia hücresi nöron için hayati derecede önemlidir. Glia olmaz ise nöron yaşayamaz ya da yaşamak için çok ağır bedel öder. Oturduğu yerden birbirine yaslanarak kalkan iki insana benzer. Yaslanacak bir kişi olmaz ise oturduğu yerden kalkamaz. Ailesel geçiş gösteren ve gliayı etkileyen hastalıklar yanı sıra şeker hastalığı gibi sonradan edinilen hastalıklar da gliayı bozabilir. İshal – grip gibi genellikle viral geçiş gösteren hastalıklar sonrasında da etkilenebilir. Bu hastalıkları geçirdikten sonra vücudun savunma sistemi kılıfı oluşturan glia hücrelerini düşman gibi görür ve onları parçalar. Bu zarar çok ağır seviyede olur ise içinde yaşayan nöronun uzantısı da ölür. Glia ölümü kısmen geri gelirken, nöronun ya da uzantısının ölümü geri dönmez niteliktedir. Sinirin sıkışması da glia hücrelerinin bir diğer etkilenme yoludur. Sinirin üzerindeki baskı ile glia ve glianın sardığı nöron uzantısı zarar görür. En sık olarak bilekte sinir sıkışması olur ve bu durum “karpal tünel sendromu” adı ile bilinir. Boyun ve bel bölgesindeki fıtıklaşmalarda diğer bir sinir sıkışması durumudur.

Bir diğer önemli yapı da sinirleri besleyen damarlardır. Damarın iltihaplanması gerek mikrobik ve gerekse de vücudun savunma sistemi aracılığı ile olabilir. Vücudun savunma sistemi romatizmal hastalıklar yolu ile bu durumu yaparken, şeker hastalığı gibi damarları tıkayan hastalıklar da bu duruma yol açabilir.

Uyuşma ve karıncalanmaları dikkate almak ve yakınmaları erken aşamada bir nöroloji hekimi ile paylaşmak doğru davranış olacaktır.

Prof. Dr. Nefati Kıylıoğlu
Adnan Menderes Üniversitesi
Nöroloji AD, AYDIN
www.aydinnoroloji.com

© 2000 - 2013 Bodrum Haber 2000, Tüm haklar saklıdır.

Yukarı